top of page
  • Yazarın fotoğrafıSambacı

Sezonluk Yıldızlar #3 - Bahtsız Kral Güiza

Futbolun yakın tarihine baktığımızda en unutulmaz milli takım hegemonyalarından birini İspanya'nın yaşattığını bir çırpıda hatırlarız. Şüphesiz İspanya’nın altın çağı dediğimizde hepimizin aklına Euro 2008 ile başlayan ve akabindeki iki majör kupayı da evine götüren takım gelir.


Barcelona’daki Guardiolismo futbolunun İspanya’daki etkisi milli takıma kadar sirayet etmişse bunda ana karar vericiler olan Xavi Hernandez ve Andres Iniesta'nın büyük payı vardı. Bu ikili önderliğinde tarihi yeniden yazacak bir jenerasyon kapıdaydı. Takım bu merkez üzerine kurulmuşken, tüm dünya topa sahip olmalı bu pas oyununu artık kafasını kazıyacaktı. Tıpkı herkesin bir çırpıda sayabileceği efsane EURO 2008 İspanya kadrosunun kafamıza kazındığı gibi.


Bu kadronun ilk önemli sınavında takımın başında yaşlı kurt Luis Aragones vardı. 23 kişilik kadrolar açıklandığında “klinik golcü” David Villa ve “El Nino” Fernando Torres’in ardından forvet hattının üç numaralı alternatifi Daniel Güiza’ydı. Ancak sadece 4 kez milli formayı giymiş ve çoktan 27 yaşına gelmiş bu heyecanlı adam kimdi de bu kadar bir önemli bir turnuvada kendini kadroya yazdırmıştı?



Güiza tabiki de kadroya torpille değil La Liga’nın gol kralı unvanıyla kadroya seçildi. İspanya’nın yükselişi ve başarılarının devamı neredeyse 8 yıl daha sürerken Güiza’nın hikayesi ise başka bir yola evirilecekti. Gelin hep birlikte bu bahtsız kralın hikayesini okuyalım.


1980 yılında İspanya’nın güneybatı kıyılarında yer alan Xerez’de dünyaya geldi. O dönemki tüm futbolcular gibi Xerez’in arnavut kaldırımlı sokaklarında başlayan futbol kariyeri yaşadığı yerin lokal takımıyla 18 yaşında profesyonel sözleşme imzalamasıyla devam etti. Xerez o dönemde üçüncü ligde pek hedefi olmayan bir takımdı. Güiza ise özellikle nispeten uzun fiziği ve fırsat bulduğunda attığı klas gollerle kısa zamanda kendini daha üst seviyelere aday gösterebildi. Genç ve potansiyelli olması sebebiyle La Liga’nın yükselişte olan ekiplerinden Mallorca’ya, Xerez kulübünün hala rekor transfer geliri sayılan 700 bin Euro karşılığında transfer oldu. İspanya’nın güneyinden bir anda ada şehri olan Mallorca’ya gelen bu toy oğlanın henüz üst seviye futbola hazır olmadığı çok belliydi. Bu sebeple takip eden yıllarda hep kiralandı, öğrendi, geri döndü ama yine de yedek bekledi. Barcelona B takımına yarım sezon kiralanması belki de en büyük tecrübe olmuştu bu dönemde. Mallorca'ya kalıcı olarak döndüğünde ise bu sefer gollerini Mallorca B takımıyla atmaya devam etti.



23 yaşına geldiğinde alt ligler için yeterli bir golcü olabileceğini kanıtlasa da bir türlü üst kademeye uyum sağlayamıyordu. Artık potansiyelli bir yıldız adayından çok parasının karşılığının bir şekilde çıkarılması gereken bir fazlalığa dönüştü. Ama o B takımda oynasa da Mallorca’yı çok sevdi. Bir gün tekrar dönmek üzere veda etti ve ikinci lig ekibi Real Murcia’nın yolunu tuttu. Güiza'nın kariyerinde ihtiyacı olan şey bir ortam değişikliğiydi ve bu yeni ortamı da Murcia’da buldu. Takımı kümede tutarken attığı gollerle hem kulüp için bir kahramana dönüştü, hem de tekrardan La Liga kulüplerinin ilgisini çekmeyi başardı.



Bernd Schuster onu Getafe formasıyla tekrardan La Liga'ya getirdiğinde kanıtlaması gereken çok fazla şey vardı. İstikrarlı olmasa da attığı önemli gollerle orta sıra takımlar için kaliteli bir bitirici olduğunu kanıtladı. Dönemin kulüp başkanı Angel Torres’in gözü fazlasıyla kamaşmış olacak ki Fenomen Ronaldo’dan sonra gördüğü en iyi golcünün Güiza olduğunu medyaya bildirmekten imtina etmedi. Başkan Torres’in abarttığı kadar olmasa da Güiza’nın popülaritesi daha önce hiç bu kadar yüksek olmamıştı.


Fenomen Ronaldo'yu ayrı tutarsak La Liga'nın son yıllarda gördüğü en iyi golcü Güiza'dır.

2001'de La Liga'yı üçüncü sırada bitiren eski Mallorca’nın seviyesine yine de çıkamadı ama yeni Mallorca onun seviyesine indi. Yıllar içerisinde kötü yönetilen ve tüm iyi oyuncularını bir çırpıda kaybeden Mallorca, artık orta sıraların vasat bir takımıydı ve Güiza ile orta yolda söz verdikleri gibi yeniden buluştular. İşte hikâyenin güzel tarafı da bu buluşmayla başladı. Güiza'nın kulüpteki henüz ikinci maçında ilk golünü atması sadece 56 dakika sürdü. Bir sonraki maçta sınav daha büyük bir takım olan Atletico Madrid'e karşıydı ama o yine ağları havalandırdı. İlk 5 maçında 3 gol atıp 2 asist yaparak transferine şüpheyle yaklaşanların yüreğine su serpmeye başladı.



Sonraki 5 maçta - kırmızı kart gördüğü ve cezalı olduğu maçlar hariç – bu sefer de 4 kez fileleri havalandırdı. Real Madrid’le gol düellosu şeklinde geçen 4-3 kaybettikleri maçta da fileleri havalandırdıktan sonra artık hayatında yeni bir pencere açılacaktı. Güiza, ilk kez İspanya Milli Takımı'na çağrıldı ve ilk milli maçına 2008 Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde Kuzey İrlanda karşısında çıktı. Bu motivasyon, zaten iyi geçen ligin ilk yarısının sadece bir fragman olduğunu gösterecekti herkese.


Yılın ilk ayına yine golleriyle başlasa da Şubat ayında yaklaşık 5 maçlık bir gol suskunluğuna girdi. Herkes artık sihrinin bittiğini ve peş peşe gelen gollerin şans olduğunu düşünmeye başlamışken herkese aksini ispatladı. Ligin kalan 13 maçından sadece 2’sinde fileleri havalandıramadı. Mallorca; Güiza’nın tam 16 gol attığı bu 13 maçı, 9 galibiyet 2 beraberlik ve sadece 2 mağlubiyetle tamamladı. Bu maçlar içerisinden en önemlisi de Thierry Henry, Samuel Eto’o ve Lionel Messi’den oluşan hücum hattına karşı 90+3’te takımını 3-2 öne geçiren soğukkanlılık örneği bir galibiyet golü attığı Barcelona maçıydı. Mallorca Avrupa kupalarını gitmeyi sadece 1 puanla kaçırsa da Güiza attığı 27 golle gol krallığını yani Pichichi Trophy’i kazanarak herkese muhteşem bir sezon izletti. Sırada yazın Rusya’da oynanacak EURO 2008 vardı.



Luis Aragones için 23 kişilik turnuva kadrosunun hücum hattını belirlemek hiç kolay olmayacaktı. Güiza, La Liga’nın gol kralı olarak orada olmayı muhakkak hakkediyordu ancak kadroda zaten David Villa ve Fernando Torres gibi iki muhteşem forvet vardı. Nitekim onların arkasında üçüncü aday olarak turnuva kadrosuna çağrılmayı başardı. İlk Mallorca macerası esnasında kısa süreliğine kiralık gittiği Barcelona B’den eski takım arkadaşları Iniesta ve o zamanlar yedeği olduğu ancak şuan onun yedeği olan Sergio Garcia ile yeniden bir aradaydı.



Villa ve Torres'in olağanüstü formu nedeniyle, turnuvada forma giyebilmek için grup aşamasının son maçı olan Yunanistan maçını beklemek zorunda kaldı. Gol kralı Güiza 1-0 geriye düştükleri maçta önce yaptığı asistle ardından da 89. Dakikada attığı golle İspanya'nın namağlup yoluna devam etmesine büyük bir katkı sağladı. İtalya'ya karşı oynanan çeyrek finalde ise penaltı atışlarında topun başına geçip kaçırdığında belki de ilk kez acıların çocuğu surat ifadesiyle Güiza’yı tüm dünya görmüş oldu. Iker Casillas'ın kahramanlığı, İspanya'nın turu atlamasını ve Güiza’nın büyük bir travmadan kurtulmasını sağladı. Rusya’ya karşı oynanan yarı finalde de sonradan girip golünü attı ve finalin son 12 dakikasında sahaya sürülerek İspanya’nın 40 yılı aşkın bir süre sonra kazandığı ilk büyük uluslararası turnuva zaferine ortak oldu.



İşte bu zafer noktasından sonra dönüş belki de çok acımasız olacaktı. Dünya devleriyle adı yazılmaya başlasa da o Aragones’in yanına yani 14 milyon euro karşılığında Fenerbahçe’ye gitmeyi tercih etti. Bu kararında medyatik sevgilisi – sonradan çocuğunun annesi olacak - ve aynı zamanda menajeri Nuria Bermudez’de etkili oldu. Herkesin aklındaki soru gollerinden sonra yaptığı okçu sevincine artık sarı lacivertli formayla devam edip edemeyeceğiydi.



Ancak, yeni teknik direktör Aragones ve güvenerek getirdiği golcüsü Güiza, büyük hayal kırıklığı yarattılar. Ligde gelen dördüncülük, Şampiyonlar Ligi gruplarında galibiyet dahi alamadan sonuncu olunması ve 25 yıldır kazanılamayan Türkiye Kupası finalinin kaybedilmesi sezonun hüsran dolu özeti oldu. Sonraki sezon Güiza, Avrupa kupalarında oynanan 8 maçın hiçbirinde fileleri havalandıramadı. Ligde ise artık golcülüğüyle değil de kaçırdığı gollerden sonra direğe sarılmalarıyla gündeme geliyordu. Kaçırdığı gollerle neredeyse tüm Türkiye için alay konusu haline geldi. Günümüzde bile çok gol kaçıran veya beklenti altında kalan golcülerin referans noktası olacak kadar kötü bir Fenerbahçe serüveni geçirdi. Fenerbahçe ise uğruna 14 milyon euro ödenerek kulüp rekoru bir transfer bedeliyle takıma gelen eski gol kralının yerine artık başkasını bakmaya başladı. 2010/2011 sezonunun başında Mamadou Niang’in transfer edilişiyle birlikte zaten bir hayli mutsuz olan Güiza, eski kulübü Getafe’nin yolunu tuttarak ülkesine geri döndü.



Güiza, kürkçü dükkânına dönmenin her zaman başarı ile ilişkili olmadığını çok kısa sürede keşfedecekti. Sezon boyunca 32 maçta forma giyerken, bunların yarısından fazlasında yedek kulübesindeydi ve sadece 4 kez eski dostunu filelerle buluşturabildi. 3 sene önce gol kralı olarak ayrıldığı topraklarda artık tüm sihrini kaybetmiş, 31 yaşında bir adamdı. Artık İspanya sınırlarında da ona ekmek kalmamıştı. Bu yüzden kafasını dağıtmak ve belki de son çırpınışlarını geçirmek için önce Malezya'nın sonra da Paraguay’ın yolunu tuttu. Bu yolculuklar belki futbolunda ona artık bir şey katmayacaktı ama o özüne dönmesi gerektiğini bu sayede öğrenecekti.



35 yaşına basan Güiza, doğduğu günaybatı kıyılarına bu sefer de Cadiz forması giymek için döndü. Cadiz'in yıllar sonra alt liglerden ikinci lige yükselmesi için takıma tecrübesiyle yardım etti. Ne de olsa o "Avrupa Şampiyonu" ve de "Gol Kralı"ydı. Günümüzde ise halen çıkmak için yıllarca mücadele verdiği yerler olan alt liglerin sefirliğini yapmaya devam ediyor. 41 yaşında Atletico Sanluqueno ile dördüncü ligdeki üçüncü sezonunda küme düşmeme mücadelesi veriyor.



Güiza'nın hikayesi, aniden ve muhteşem bir şekilde zirveye ulaşsa da neredeyse aynı hızla da düşüşe geçti. Geç açan bir çiçek olarak erkenden soldu ama 12 aylık bir dönem için belki de Angel Torres’in dediği gibi Fenomen Ronaldo’dan sonra gerçekten dünya futbolunun en korkulan forvetlerinden biriydi. Son 18 yıl içerisinde Barcelona, Real Madrid veya Atletico Madrid oyuncuları dışında tek gol kralı olan oyuncu olma unvanını hala koruyor.


Bahtsız kralı son kez EURO 2008'deki golleriyle analım...



Sambacı



Comments


bottom of page